TÜRKÜLERE SES VERENLER – Millet ozanı Hilmi Şahballı: “Türkülerimiz bize yol gösteren öğretmendir”

Ahali ozanı Hilmi Şahballı, türkülerin Türk milletinin her karesinde var olduğunu belirterek, “Türküler olmasaydı biz Çanakkale’yi, Yemen’i nereden bilecektik. Orada yaşananları milletimize nasıl anlatacaktık. O yüzden yeri doldurulamayan, yol bildiren öğretmendir türkülerimiz.” dedi.

Kahramanmaraş’ta 1953’te dünyaya gelen ve 1973’te düzenlenen AşıkIar Yarışması’nda 1. seçiIerek “Şah” unvanını bölge sanatçının eserleri, bugüne değin Bülent Ersoy, Orhan Hakalmaz, İbrahim Tatlıses, Bedri Ayseli, Alişan ve Bedia Akartürk gibi birçok ünlü tarafından seslendirildi.

Henüz 10 yaşındayken ilk şiirini “İnsanoğlu yaprak, ecel bir rüzgar/ Yüce hakkın dikte etmesini bekler/Saat tamam olur, süre olur rahat/ Meyve çiğ olursa yetmesini bekler/ Bir bakarsın dünya döner tufana, bir bakarsın güneş doğar fantastik/ Kazalar, depremler hepsi mazeret/ Ölüm Meleği ömrün gitmesini bekler.” ifadeleriyle kaleme alan Şahballı, ilkokul öğretmeninin kendisini keşfetmesinin ardından şair Yaşamsal Vasfi Taşyürek ile tanışma fırsatı buldu.

Yurt içi ve dıştan çoğu çalışmaya imza atan Şahballı, takriben 40 yıllık sanat hayatında 750’nin üzerinde şiir ve 55 plağı müzikseverlerle buluşturdu.

Şahballı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilk plağını, sözleri Karacaoğlan’a, bestesi ise kendisine ait “Garbiyeli” adlı eserle çıkardığını belirterek, çocukken gündüzleri Kur’an kursuna gittiğini, akşamları da Nimri Dede’den saz dersleri aldığını anlattı.

Türküleri başlıca sütüne benzeten usta usta, “Türküler bizi mutlaka bir yerden bir yere götürür. Asker gezgin ederken, şehidimiz olunca ağlama yakarız. Oğlumuzu evlendirirken, oyun havalarıyla neşeleniriz. Türküler, Türk milletinin her karesinde vardır. Türküler olmasaydı biz Çanakkale’yi, Yemen’i nereden bilecektik. Orada yaşananları milletimize nasıl anlatacaktık. O yüzden yeri doldurulamayan, yol bildiren öğretmendir türkülerimiz.” dedi.

Şahballı, türkülerin hastalıklara da en büyük tabip olduğunu anlatarak, “Gerçekten hasta yatan insanlara bizleri gönderseler, sazımızla terapi yapsak, bir iki tane türkü söylesek, ayağa kalkarlar. Türküler aynı zamanda terapidir. Biz türkülerimizi böyle samimi söylediğimiz vakit amacına ulaşır. Sanatkâr malı türkülere acilen fazla layık vermeliyiz. Türküler bizim vazgeçilmezimizdir.” ifadelerini kullandı.

“‘Vıttırı Vızzık Adamlar’ı söyledikten sonradan bir anda fenomen oldum”

Aşıklık geleneğinin hiçbir zaman bitmeyeceğine dikkati çeken Şahballı, beğeni toplayan “Vıttırı Vızık Adamlar” şarkısıyla ilgili şunları kaydetti:

“Bizim Ankara türkülerimizde ‘Misket’, ‘Fidayda’, ‘Topal’ gibi çoğu eserimiz var. Efelerimizin oynadığı Zeybek havasında, o efe ayağını kaldırdığında düşmanı nasıl alt edebileceğini düşünür, düşmanla savaşırcasına halayını çeker. Ben bunları dinlediğim vakit gözyaşlarımı tutamam. Ankara misketini dinlerken bile gözlerim yaşarır. Çünkü omuzları ile delikanlıca oyunu oynarlar. Günümüzde ise bir sürü ‘vıttırı vızzık’ adamlar çoğaldı. Bu adamlar ise belden aşağı oynuyorlar. Kalpazan, din namına dinsizleşen, dürüstlük namına hırsızlaşan, vatan namına vatansızlaşan bir sürü ufak tefek gruplar çoğaldı. Bunlar için ‘Gençliğe yönelik bir türkü yapayım’ dedim. şu anda öyle ya da böyle, 7 yaş ile 25 yaş arası, 40 milyonun üzerinde tıklama alıyorum. ‘Vıttırı Vızzık Adamlar’ı söyledikten sonradan aniden fenomen oldum.”

sosyal ağ olmasaydı, bugün sesini duyurmasının oldukça baskı olacağını dile getiren Şahballı, Türkiye’nin en önde gelen televizyon kanallarında 500-600 bölümlük program yaptığını kaydetti.

Şahballı, ozanlar ve halk müziğiyle ilgili TRT Müzik’in varlığına değinerek, “Biz ulusal kanallarda program yapmak istiyoruz. Orada kültürümüzü, bilgi birikimimizi Türk milletine arzetmek istiyoruz.” dedi.

YouTube’daki canlı yayınlarının yaklaşık 2 milyon izleyiciye ulaştığını aktaran Şahballı, şöyle devam etti:

“Okullarımızda ozanlarımızın, sözleriyle, sazlarıyla talebelere moral vermesi açısından bir terapi yapması gerekiyor. şu anda çocuklar uzaktan eğitim alıyorlar, evlerdeler. Bizleri bir kameranın karşısına oturtup, yarım saat, bir saat kültürel bir hizmet yaptırabilirler. Yani konser vermemize lüzum değil. Biz şu lahza kıyıda, köşede kaldık. Tüm sanatçılar, ozanlar bir kenarda kaldı. Kültürel manada hizmet veremiyoruz ve hizmet vermek istiyoruz. Bizler Yunus Emreleri, Pir Sultanları, Reyhanileri, Mevlanaları, Abdurrahim Karakoçları, Emrahları yaşatacağız. Bizlerden daha sonra gelenlerin de bizleri yaşatması lüzumlu. Ozanlarımıza ölürken sahip çıkılıyor, yaşarken de sahip çıkılması gerekli.”

Aralarında “Yürüyorum”, “Kızılırmak”, “Dokunmayın Çok Fenayım”, “Zım Zım Zım Ey”, “Uyan Bebeğim”, “Senden mi Benden Mi”, “Al Beni Götür Beni’nin de bulunduğu birçok esere imza atan artist, şu mesajı paylaştı:

“Selamlama olsun yüce Türk milletine, tüm dertlere deva bulmamız lazım. Sevgi, uzlaşma, haz ile el ele hemen bir araya gelmemiz lazım. Kürdü, Alevisi, Türkmeni, Lazı, hepimiz bir evin oğlu kızı. Kimse farklı farklı görmesin bizi, kenetlenip birlik olmamız lazım. Ortası, kenarı, sağcısı, solcusu bütün, hepimiz bir geminin yolcusu. Düşmanlar sinsice kurmuşlar pusu, birlikte batarız bilmemiz gerekli. İlmi, nakış nakış dokumalıyız. Her fırsatta bol bol okumalıyız. İlimde, kültürde tek olmalıyız. Cehaleti kökten silmemiz gerekli. Kabuslu geçiyor uykularımız, endişeli büyüyor çocuklarımız. Cehennemi yaşar komşularımız. Sıra bize kazanç bilmemiz lazım. Onun için önlem almamız lüzumlu.”

Yaklaşık bir haftadır kalbinde sorun yaşayan 68 yaşındaki Şahballı, Antalya’da kalp muayenesi için gittiği özel hastanede fenalaşmasının ardından dün kalp ameliyatı geçirdi. Kalbe giden üç belli başlı damarının tıkalı olduğu saptama edilen Şahballı’ya stent takıldı ve tıkalı damarları değiştirildi.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir