128 milyar doları eritme fikri kimden çıktı?

İktidarı sıkıntıya sokan #128MilyarDolarNerede sorusuna net bir cevap verilemezken, rezervlerin eritilmesi fikrinin kaynağı da netleşiyor. Erdal Sağlam, Albayrak’a bu öneriyi kimin kabul ettirdiğinin izini sürdü.ABD Başkanı Joe Biden’ın telefonuyla başlayan tartışmalar, büyüyen pandemiye tabi aşılama ve 17 jurnal kapanma sebebiyle geriye doğru düşse de 128 milyar dolarlık döviz rezervinin nasıl eritildiği tartışmaları hala gündemde. Ankara kulislerinde bu kere de rezervin erimesine niçin olan “arkadaki yollardan döviz satışı” fikrini eski Hazine ve Maliye Bakanı Patent Albayrak’a veren teknisyenin kim olduğu tartışılıyor.

128 milyar dolarlık rezervin eritilmesi konusunda muhalefet partilerinin yaptığı kampanyanın insanlar nezdinde karşılık bulması, yarattığı oy kaybı nedeniyle AKP içinde rahatsızlık yarattı. Bu kapsamda, biraz da Cumhurbaşkanı ve eski Bakan Albayrak’a yanlışın fatura edilmesini istemeyen AKP’lilerin katkısıyla “Bu hatanın teknik sorumlusu aranıyor” da diyebiliriz. Tabii ancak uygulamanın başındaki Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Albayrak’ın ana sorumlular olduğu biliniyor lakin gerçi politikacılara çekici gelen bu “arkadaki yoldan döviz satışı” fikrini veren iktisatçıların kimler olduğu merak ediliyor.

2000 krizi öncesinde ekonomide büyük hatalar yapan Refahyol Hükümeti döneminde benzer tartışmalar yaşanmış; “kaynak paketleri” tartışması kapsamında alışılmadık, günü kurtaracak fakat ileride ekonomiyi daha da zora sokacak fikirleri kim ya da kimlerin verdiği, “cin fikirliler” başlığı altında gündem olmuştu. Şu Anda rezerv tartışması da aynı bir hal almışa benziyor.

Merkez Bankası’ndaki “iki Boğaziçili”

Türkiye ekonomisini rezervleri eriterek çok daha kırılgan ülkü getiren bu hataya; Biden’a “soykırım” dediği için verilen zayıf tepkiye bakılarak “dış politikada da elini koluna bağlayacak değin ülkeyi çelimsiz konuma düşürdüğü için” bambaşka bir önem verilmeye başladı.

Döviz rezervinde arkadaki yol kurnazlığını bulan kişinin kim olduğu hakkında kulislerde dağıtılmış bilgiler dillendiriliyor. Kimisi, Merkez Bankası üst yönetiminde yer alan Boğaziçi Üniversitesi kökenli iki iktisatçının birlikte bu fikri geliştirdiğini söylerken; kimileri ise bu kişinin eski Bakan Berat Albayrak’ın danışmanlığını yapan Koç Üniversitesi’nden genç bir iktisatçı olduğunu düşünüyor.

Asıl üstünde durulan “açıkgöz iktisatçı” ise Merkez Bankası üstteki yönetimindeki iki Boğaziçi Üniversitesi kökenli yöneticiden biri. Faiz kararlarının verildiği Para Politikası Kurulu’nda da bulunan bu birey, yaklaşık beş yıldır dört farklı Merkez Bankası başkanıyla tahsis yapıyor. Hatta bir dönem Albayrak tarafından Merkez Bankası’nın başına getirileceği konuşulmuştu. Ancak neden başkan olarak atanmadığı, buna neyin engel olduğu da öbür bir tartışma konusu olmuştu.

Wikileaks belgelerinde yer alan gölge başkan

Bu iktisatçının özgeçmişinde, İngiltere’de master ve doktorasını yaptığı, bir müddet Londra’da milletlerarası bankalarda çalıştığı yazılı. Bu iktisatçıyı belli başlı öne çıkaran görevi ise bankacı kökenli bir büyük meslek insanının kurduğu üniversitede, bir bakanlıkla ile birlikte oluşturulan tehlike yönetimi biriminin yöneticiliği. Akademik çevrelerde o dönemde “Patrona, özel portföyünü yöneterek büyük paralar kazandıran” bir birey olarak biliniyordu. Yeniden aynı görevi sırasında bu kişinin masasında sürekli olarak “arma haline gelmiş bir gazete”yi bulundurduğu konuşuluyordu. İşbirliği yaptıkları Bakanlık’ta 15 Temmuz darbe girişimi sonrası görevlerinden alınan bazı şahısların de bu iktisatçıya yakınlığına o dönem dikkat çekiliyordu.

2016 yılında, Merkez Bankası üstteki yönetimine bu kişinin ataması, Wikileaks belgelerinde de yer aldı. Dönemin Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya, bu atama konusunda o dönem sorumluluk sahibi Bakan olmadığı halde, Patent Albayrak’a data veriyordu.

2020 yılında 4 takvim süresi dolduğu için yeniden atanan bu yöneticinin adı, Murat Uysal’ın Merkez Bankası Başkanlığı’na atanmasında her yerde gündeme geldi. Uysal’ın yapılacağı açıklanan ilk basınla tanışma toplantısı iptal edilince, “Albayrak’ın Merkez Bankası namına konuşmaları bu kişinin yapmasını istediği” bir takım gazetelerde yer almıştı. Hatta “Gölge Başkan” denilmeye başlanmıştı.

Ağbal’ın sesini kaydedip Saray’a götürmüş

Bu kişiyle ilgili son söylentiler ise “Naci Ağbal’ın sürpriz biçimde Merkez Bankası başkanlığından alınması” sonrasında kulislere sızdı. Ağbal’ın “128 milyar dolarlık rezervin nasıl ve kimlere satıldığı konusunda Merkez Bankası bünyesinde araştırma birimine talimatı verdiği için görevinden alındığı”, ilk kez uzun süre ekonominin başında olan Derman Partisi Genel Başkanı Ali Babacan kadar dile getirildi. İşte bu açıklamalar ile ilgili Cumhurbaşkanlığı’na data veren kişinin bu yönetici olduğu söylenmeye başlandı. Söylentilere tarafından bu idareci, Ağbal’ın araştırma birimine talimatı verdiği sırada benzer ortamda bulunuyormuş ve Ağbal’ın talimatını telefonuyla kaydedip bu kaydı Albayrak kanalıyla Cumhurbaşkanlığı’na iletmiş.

Bürokraside her dönem işini gereğince yapmak yerine, daha üstteki makamlara atanabilmek için, politikacılara yaranmaya çalışan bürokratlar olmuştur. Bu bürokratlar politikacı üstlerinin popülist kararlarına mazeret üretmeye çalışırlar. Kimisi veri ve becerisi olmadığı yani yer alan formülün sonuçlarını göremediği için bu nesil gününü kurtaracak fikirleri gündeme getirir. Kimisi ise sonuçlarını bilerek sonuçlarının ağır olacağını görmesine rağmen, kendi ikbali için politikacıların aşırı isteklerini yerine getirir.

Halbuki Merkez Bankası reel anlamıyla egemen olsa bürokratlar sadece kurumun, yani halkın uzun vadeli idareli çıkarlarını düşünerek çalışır. Kararın sonucunu göremeyecek birey ise bağımsız bir Merkez Bankası’nda üst düzey görevlere gelemez. Kurumsallaşma olsa biz bu söylentileri konuşmazdık.

Erdal Sağlam

(c)

128 milyar doları eritme fikri kimden çıktı?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir